Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Hızlandırmak: Değişim Dilde Başlar!

Yaşam | 51 Görüntülenme | 6 Dakika Okuma | 02 Haz 2021
Nüans Google Haberler Abone Ol

Cinsiyet, kadın ve erkek bedenindeki farklılıkları ifade eder. Toplumsal cinsiyet ise kadınlar ile erkekler arasındaki toplumsal olarak kurulan ve kültürel kaynakları olan farklılıklardır. Bir bireyin toplumsal cinsiyeti, sadece doğal ve biyolojik olarak belirlenmeyen, daha çok norm ve kalıp yargılar tarafından dayatılan rol ve özelliklerden oluşur. Kadınlar ve erkekler için toplum tarafından ve toplumsal olarak inşa edilen roller, davranışlar, eylemler ve nitelikler “toplumsal cinsiyet” kavramı ile ifade edilir. Toplumsal cinsiyet zamana ve kültüre bağlı olarak değişiklik gösteren bir yapıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği; bireylerin cinsiyetlerine bakılmaksızın, hayatın tüm alanlarında eşit fırsat ve haklardan yararlanması ve eşit muamele görmesi, diledikleri tüm alanlarda kişisel bilgi ve becerilerini geliştirebilmesi ve tercihler yapabilmesidir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi kalkınmanın başlıca gereğidir. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, dünyaya ve olanaklarına dair hatalı bir bakış ortaya koyarken kadınlara ve erkeklere sınırlar çizer, kadınlık ve erkeklik durumlarını değersizleştirir. Toplumsal cinsiyete duyarlı dil, gündelik dilde yer alan bilinçsiz varsayımlara karşıdır. Toplumsal cinsiyet önyargıları içeren dil, işyerlerimize ve gündelik hayatlarımıza nüfuz etmiş durumdadır. 

Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları kadınların ve erkeklerin davranış biçimlerine dair basit varsayımlar ve fikirler olarak tanımlanabilir. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, genel toplumsal cinsiyet algısının pratikteki karşılığı niteliğindedir. Kalıplaşmış ve zaman içerisinde yerleşmiş kökenleri vardır. Cinsiyetler arasındaki eşitsiz ilişkilerin kaynağını oluşturur. Her gün tekrarlanan bu varsayım ve fikirler bireylerin çok yönlü ve karmaşık yapısını sınırlandırarak algıları tek tipleştirir. İki cinsiyetli bir toplum yapısı olduğunu ve bir cinsin diğeri üzerine üstünlüğünü kabul ve empoze eder. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları dile ve her türlü iletişime özellikle karakter, fiziksel özellikler, roller ve meslekler gibi alanlarda yansır. Erkek karakterler ağırlıklı olarak agresif, rekabetçi ve girişken olarak temsil edilirken; kadınlar pasif, işbirlikçi ve çekingen olarak temsil edilir. Erkek, aileyi ve evi geçindiren olarak konumlandırılırken, kadına ailenin bakımını sağlayan anne/eş olma rolü verilir. Fiziksel özellikler ve meslekler de bireylerin özelliklerinden bağımsız olarak kadınlık ve erkeklik kalıplarıyla kodlanır. 

Evde, sokakta işyerinde; kısacası günlük hayatta iletişim kurmak için dil, toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir. İnsanların dünyayı anlaması, etrafında olup biten olaylar hakkında kavraması ve uygarlıklar arasındaki ideolojilerin aktarılmasında dil, en büyük güç olarak kabul edilir.

Bu noktada dilin önemi ve etkisi, özellikle toplumsal cinsiyet çalışmaları noktasında önemli bir yere sahiptir. Toplumsal cinsiyet alanında çalışan feministler, dilin cinsiyetçilik çalışmalarındaki önemine dikkat çekmişler ve dil ve feminizm alanlarını bir araya getirerek dil meselesini feminizm çalışmalarında merkezi bir yere koymuşlardır. Bunun altında yatan sebep, dilin ve davranışın sürekli olarak birbirini etkileyen iki kavram olmasıdır. Bu demek oluyor ki, düşüncelerimizin ve dünyayı algılayış biçimimizi kullandığımız dil büyük ölçüde davranışlarımızı etkiliyor; bu sürekli ve değişmeyen bir süreçtir.

Gerçekliğin anlamları dil yoluyla inşa edilir. Baskın olan anlamların varlığına rağmen, bu anlamları sorgulayan alternatif anlamlar da mevcuttur. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları dünyaya ve olanaklarına dair hatalı bir bakış ortaya koyarken kadınlara ve erkeklere sınırlar çizer, kadınlık ve erkeklik durumlarını değersizleştirir. O yüzdendir ki, eğer eşitlik istiyorsak değişimi kullandığımız sözcüklerde başlatmamız gerekir!

Peki günlük hayatta fark etmeden kullandığımız, hatta bazılarımızı son derece rahatsız eden cinsiyetçi kelime ve cümleler nelerdir? Sizin için birkaçını maddeler halinde derlemeye çalıştım:

  1. “Bayan” değil “KADIN

 İlk önce şunun ayrımını ortaya koymakta fayda var; ‘Kadın’ ve ‘Erkek’ kelimeleri cinsiyet belirtmede kullanılır. Bay” ve ‘Bayan’ kelimeleri ise cinsiyet belirtmeye gerek duyulmadığı durumlarda, birer hitap şekli olarak kullanılır.

  1. “Kız almak/vermek” 

“Evlenmeyi sadece kızların alınıp/verildiği bir anlaşma mı?” diye düşündüredursun, kadın bedenin ve kimliğinin metalaştırıldığı bir söylem biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır.

  1. “Yuvayı dişi kuş yapar.”

 Evlilikte erkeğin hiçbir emeğinin olmadığını düşündüren bir söylem biçimidir.

  1. “Kız başına” değil “Tek başına”

 Kadın olarak tek başına olmaman gerektiğini iddia eden, tek başına olsan dahi güçsüz olacağın yönünde anlam atfeden bir kullanımdır.

  1. “Sözünün eri” değil “Sözüne Sadık”

Dürüstlük ve kararlılık, sadece erkeklere özgü bir davranış değildir!

  1. “Kadın gibi ağlamak”

Üzülmek, ağlamak, duygusallaşmak sadece kadınlara özgü bir davranış türü değildir, insan olmanın bir sonucudur!

Cinsiyete duyarlı iletişim kurabilmek için çatışmacı ve yarışmacı değil dayanışmaya yönelik bir dilin kullanımının alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Bunun için doğrudan cinsiyet içermese dahi şimdi bahsedeceğim konulara da hassasiyet göstermemiz önem taşımaktadır: İşyerindeki çalışanlar arasındaki ilişki insani olmalı; işbirliği, saygı, dürüstlük ve birbirinin haklarını tanımaya dayalı biçimde kurulmalıdır. İletişim kültürümüzü değiştirmek aktif olarak dinlemek, empati kurmak ve başkalarına da faydalı olmak (diğerkâmlık) ile başlar. Toplumsal cinsiyete duyarlı iletişim sadece kadın ve erkek ile ilişkili durumlara işaret etmez. Bunun yanında iletişimde baskıcı güç ilişkilerinin terk edilmesini de gerektirir. Bireyci ve rekabetçi davranışın ve iktidara dayalı dikey hiyerarşik ilişki biçiminin yerini; açık iletişim, fikir alışverişi, işbirliği ve güvene dayalı yatay ilişki biçiminin alması durumunda toplumsal cinsiyete duyarlı bir iletişim kurma olanağına kavuşabiliriz. 

Unutmayın,  eşitlik için değişim dilde başlar!

UNDP Toplumsal Cinsiyete Bağlı İletişim Rehberi’ne ulaşmak için tıklayınız.

Dilimize eşitlik getirmek için geliştirilen Eşit Sözlük’ü incelemek için tıklayınız.

Yaşam kategorisindeki diğer yazılarımız için tıklayınız.

Gözden Kaçırmayın

Rollo may
Rollo May’e Göre Kaygının Yaratıcılık Üzerindeki Etkisi
Vegan 101: Vegan Beslenmeye Giriş
Zihni Uyandırmak: Morning Pages Nedir?
Herkes Kendi Boşluğunu Arıyor: Duygusal Minimalizm