Sorumlu Üretim Ve Tüketim

Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu kalkınma hedefleri, ulusal ve küresel anlamda kalkınmayı engelleyen her türlü sorunu çözmeyi hedefler. Uzun süredir bizim de gündemimiz de olan ve adından sıkça söz ettiğimiz bu kalkınma hedeflerini birçoğumuz duyduk. Artık bir adım daha atarak bu hedefleri benimseyebilmemiz ve çözüm yollarına gitmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle yayınlanan 17 hedefin bize ne anlatmak istediğini anlayabilmemiz şart. Bugün konu başlığından da anlaşılacağı üzere hedeflerimizden 12. sırada yer alan Sorumlu Üretim Ve Tüketim kavramını inceleyeceğiz.

Sorumlu Üretim Ve Tüketim kavramını daha rahat anlayabilmek için üretim ve tüketim ayağını ayrı ayrı ele alalım.

Üretim Aşaması

Üretim, ihtiyaçları karşılayabilmek adına yapılan aksiyonların tümü olarak tanımlanabilir. Kısaca ihtiyaç tespit edilir, bunun için gerekli zincirler oluşturulur ve nihayetinde ürün açığa çıkar.  Doğrusal bir şekilde ilerleyen bu üretim ağı ihtiyaçlarımıza kısa sürede yanıt veriyor olabilir fakat değişen ve bir bakıma yorulan dünyamızda doğrusal ilerleyişin yerini döngüsel ilerleyişin alması gerektiği fark edildi.

Neden üretimler sorumlu olmalı ?

Son yıllarda artan üretim fazlalığı doğal kaynaklarımızı hızla tüketmeye ve beraberinde çevre kirliliğine yol açmaya başladı. Bu kadar ciddi sorunlar karşısında yakın gelecek için duyulan endişe arttı ve bu endişe insanlarda farkındalık yaratma dürtüsünü harekete geçirdi. İşte bu farkındalığın sonucunda “Sürdürülebilir Üretim” kavramı açığa çıktı. İşletmeler, gelecek üretimlerini riske atmamak ve kaynak sorunuyla karşılaşmamak için var olan kaynakları mantıklı kullanmaları gerektiğiyle ve çevreye verilen zararı minimize etmenin sorumluluğuyla karşı karşıya kaldılar.

Şirketler ve kurumlar bazında düşündüğümüz zaman üretimi sürdürülebilir kılmak yazıldığı ve söylendiği kadar basit olmayabilir. Bu kavramı öğrenme, birilerine aktarma ve organize olabilme süreçlerinde bile güçlük çekerken direkt hayata geçirmek açıkçası zor. Fakat insanların artık olaya bilinçli ve sorgulayıcı yaklaşmasından sonra şirket ve kurumlarda kendi bünyelerine çevre kavramını almaya hatta bunu pazarlama aracı olarak kullanmaya başladılar. Bu duruma dünyadan ve ülkemizden güzel örnekler vardır ve bu örnekler artmaktadır.

Tüm bu tanımlamalardan anlaşılacağı üzere üretimin sürdürülebilir oluşu, kaynaklarımızı korurken çevreye verilen kirliliği en az düzeyde tutmayı hedefler. Hatta biraz daha ileri gidersek kullanılan ürünlerin geri toplanarak ve belli işlemlerden geçirilerek tekrar pazara sunulmasını bile içermektedir. İşte bu sebeple sürdürülebilir üretim çok önemli ve gereklidir. Bunu başarabildiğimiz takdirde küresel ve ulusal anlamda doğada bıraktığımız izin azalmasına yardım etmiş oluruz.

Üretim kavramının neden bildiğimiz formdan çıkarak yeni anlamlar kazandığına ve bunun bizimle olan ilişkisine değinmiş olduk şimdi de “TÜKETİM” başlığını ele alalım.

Tüketim Aşaması

Tüketim kavramını en kaba tabiri ile ifade edecek olursak, ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla  harcadığımız ürün ve hizmetler bütünüdür diyebiliriz. Tüketim kaçınılmaz bir gerçektir fakat kast edilen tüketim ihtiyaçların giderilmesiyle sınırlı kalmamıştır. Kimi birey ürünün üretim aşaması sırasında çevresel, sosyal, ekonomik ve bertaraf boyutlarını düşünürken kimisi de kullan at şeklinde bir tüketici olmuştur. Dünyanın geldiği noktaya bakarsak bir çoğumuzun ikinci şekilde bir tüketici olduğunu ne yazık ki görebiliriz ama elimizde hala bir fırsat var ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirebilir, bu tüketim zincirinde nerden olmamız gerektiğine karar verebiliriz.

Sorumlu Tüketimin Altın Kuralları:

  • Düşünerek hareket et böylelikle adil bir ticaret yap.
  • Reddet! İhtiyaç fazlasına yönelme ve hemen her şeyi satın almak isteme
  • Azalt
  • Yeniden kullan
  • Onarma yolunu seç hemen atma
  • Yeniden Değerlendir (yaratıcılığını konuştur)

Genellikle satın aldığımız ürünlerde sorumlu nasıl davranabilirize örnek vermiş olsakta ne yazık ki tüketim sadece bunlarla sınırlı değil. Yaşam kaynağımız olan su ve havanında sorumlu bir şekilde tüketilmesi, korunması gerekir. Bu kapsamda bireysel çabaların yanına ek olarak toplumsal ve kurumsal bazlı sorumluluklar alınmalı ve bir takım uygulamalar hayata geçmelidir.

Toparlayacak olursak bugüne kadar bize kucak açan dünyaya karşı bir takım sorumluluklarımız var. Daha fazla geç kalmadan harekete geçmemiz gerek.  

Başarabilmek ümidi ile..