Satınalma(ma) Hiyerarşisi: Sürdürülebilir Tüketim 101

Sürdürülebilirlik | 128 Görüntülenme | 6 Dakika Okuma | 04 Mar 2021
Abone Ol

Muhtemelen birçoğunuz Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini duymuşsunuzdur. Peki ya satın alma hiyerarşisini[1] biliyor musunuz? Biliyorsanız günlük hayatta bunu ne kadar anımsıyor, ne ölçüde uyguluyorsunuz?  Gelin piramidin her bir basamağına daha yakından bakalım…

1- Sahip olduklarınızı kullanın.

İçinde yaşadığımız çağ ve ekonomik sistem  bizi sürekli satın almaya ve düşünmeden tüketmeye yönlendiriyor. Ancak hayatınızda devasa değişiklikler yapmadan, gezegen üzerindeki etkinizi azaltacak bir hayat tarzı benimsemek için küçük değişiklikler yapmaya başlayabilirsiniz.  Satın almadan önce “Hayır” demeyi öğrenerek ve  gerçekten ihtiyacınız var mı düşünerek başlayabilirsiniz.  Unutmayın, Anna Lappé’ın dediği gibi “Her para harcadığınızda, içinde yaşamak istediğiniz  dünya için oy veriyorsunuz.” 

2-Ödünç alın.

Eğer ihtiyaç duyduğunuz şey uzun süre kullanacağınız bir şey değilse almayın, ona sahip olan kişilerden ödünç alın. Demonte aldığınız bir ürünü monte etmek için büyük bir motivasyonla satın aldığınız matkabı bir daha kullandınız mı? Bir matkabın ömrü boyunca ortalama kullanım süresinin 13 dakika olduğunu biliyor muydunuz? Peki o matkabın üretiminden ambalajına dek  harcanan enerjiyi düşündüğümüzde gerçekten satın aldığımıza değdi mi? Sanırım cevabı hepimiz biliyoruz…

3- Takas edin.

Kitaplar, kıyafetler, oyuncaklar ve ihtiyaç duymadığınız diğer eşyaları, hatta sahip olduğunuz yeteneklerinizi takas edin, takas edebileceğiniz diğer şeylere kafa yorun. Takas pazarlarını araştırın. Belki de bir sonraki Kyle Macdonald siz olabilirsiniz!

4- İkinci el alışverişe yönelin.

İkinci el eşyaların   kırık dökük, kirli ya da kullanılamayacak durumda olduğuna dair genelleme yapmak, ikinci el alışveriş konusunda en büyük yanılgımız. Ülkemizde  ikinci el eşyaların satışının yapıldığı birçok uygulama var:  Ev eşyası, giyim, kozmetik gibi ürünlerin yanı sıra elektronik eşyalar için Zebramo, ikinci el kitaplar için Sahaf, kıyafetler için Dolap, Gardrops, Modacruz, bebek kıyafetleri ve aksesuarları için Bebecruz,  çoğumuzun bildiği Sahibinden, Letgo, Gittigidiyor ve dahası… Birinden başlayabilirsiniz, her eşya ikinci bir şansı hak eder!

5- Kendiniz yapın.

Özellikle evde daha çok zaman geçirdiğimiz bu günlerde birçok kişi kişisel bakım ürünlerini, temizlik ürünlerini, mumlarını vb. yapmaya başladı. Çevrenizde denk geldiğiniz  basit geleneksel yöntemler ya da güvendiğiniz kaynaklardan yapacağınız  internet taramasıyla bu adımı etkili ve eğlenceli bir hobi haline de dönüştürebilirsiniz. 

6- Satın alın.

Ne yaptınız ettiniz, tüm adımları denediniz, mecbur son adıma geldiniz. İçinde bulunduğumuz çağda hiçbir şey satın almadan hayatımızı devam ettirmemiz elbette ki mümkün görünmüyor, ancak amaç  satın alma eylemini elimizden geldikçe geciktirmek. Satın almadan önce sorgulayarak, farkında olarak, tükettiğimiz her şeyin hikayesini, bize ulaşana kadar yolculuğunu bilerek  seçimlerimizi daha etik, adil ve sürdürülebilir alternatiflerden yana yapabiliriz. Sürdürülebilir tüketim kavramı tam da burada önem kazanıyor. 

Nedir bu Sürdürülebilir Tüketim?

Mevcut tüketim şeklimizin  çevreye olan etkileri arttıkça, aşırı tüketimin, tüketim şeklimizin sürdürülebilir olmadığı son yıllarda anlaşılmaya başlandı.

1994 yılında Oslo Sempozyumu’nda  sürdürülebilir tüketim kavramı “gelecek kuşakların gereksinimlerini dikkate alarak, yaşam döngüsü bakışı ile doğal kaynakların, toksik maddelerin ve atık salımlarının ve çevreyi kirletici maddelerin kullanımını en aza indirgerken temel gereksinimleri karşılayan ve daha iyi bir yaşam kalitesi sunan malların ve hizmetlerin kullanımı” şeklinde tanımlanmıştır.

Daha benlik bir ifade ile; gezegenimizin sınırsız olduğunu varsaydığımız ancak sınırlı kaynaklarını düşünerek  ve gelecek nesillerin  içeceği suya, besleneceği toprağa  ve soluyacağı  havaya zarar vermeden tüketmek diyebiliriz.

Sürdürülebilir tüketimde ürün konusu “ürün geliştirirken, doğal kaynak ve enerji kullanımını minimuma indirecek, daha az atık oluşturacak, büyük oranda geri dönüştürebilecek ya da atıkları çevreye zarar vermeyecek, dayanıklı ve onarılabilecek biçimde üretilen ürünlerin tüketimi” şeklinde ele alınmaktadır.

Sürdürülebilir tüketimin yaygınlaşabilmesi için uluslararası örgütlere, hükümetlere, sivil toplum örgütlerine, işletmeler ve bireylere rol düşmektedir. Gıdadan tekstile dünyadaki sera gazı salımının yüzde 60’ından fazlasının ve dünyadaki arazi, kaynak ve su kullanımının yaklaşık yüzde 80’inin sorumlusu tüketicilerdir. [2]

Bireyler olarak  gezegene etkimizin olmadığı tek bir gün bile yok ve her gün düşünmeden verdiğimiz satın alma kararlarımız gezegenimizi tüketiyor. Ancak nasıl bir etki bırakmak istediğimiz daha çok farkında olarak, sorgulayarak, tercihlerimizi buna göre yaparak ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirerek  tamamen bizim elimizde. 

Sürdürülebilir tüketimden yana olmak için; niceliksel olarak tüketimimizi azaltabiliriz, satın alacağımız ürünlerin çevreye zararı var mı, ucuz diye tercih ettiğimiz ürünün gerçek maliyeti aslında ne kadar, yerlisi varken denizaşırı bir gıdayı tüketmemiz gerçekten gerekli mi, yüzde 100 doğal yazıyor diye gerçekten de doğal anlamına gelir mi, bu ürünle işim bittikten sonra doğada yok olabilecek mi diye sorgulayabiliriz. Ürünlerin içindekileri okuyabilir, ekolojik alternatifleri tercih edebilir, geri dönüşümden elde edilmiş ürünleri satın alabilir, ürünlerin  sürdürülebilir yollarla üretilip üretilmediklerini öğrenerek daha bilinçli kararlar verebiliriz.

Başlangıç noktan sensin. Daha bilinçli ve sürdürülebilir tercihlerle içinde yaşamak istediğimiz dünyayı bizler şekillendirebiliriz. 

Kaynaklar: 1 2 3

[1] The Sustinable(ish) Living Guide – Jen Gale s.19-34

[2] The Sustinable(ish) Living Guide – Jen Gale s.15

Yazar

Gözden Kaçırmayın

Romeo ve Juliet Ölmeseydi: Tarla Kuşuydu Juliet
İklim Krizinde Utancın Etkisi: Eco-Shaming Kavramı
İki Farklı Dönem İki Farklı Virüs
Duygusal Canavarlar ve Tim Burton

Bizi Takip Edin!