Köyde Yaşayan Yönetmen: Ahmet Uluçay Sineması

Kültür-Sanat | 212 Görüntülenme | 6 Dakika Okuma | 09 Mar 2021
Nüans Google Haberler Abone Ol

Ahmet Uluçay 1954’te Kütahya’nın Tepecik köyünde dünyaya geldi, ilkokul eğitiminden sonra bir süre çobanlık yaptı. İlerleyen yaşlarında geçimini sağlamak için kamyon şoförlüğü, hamallık ve tavukçuluk gibi işlerde çalıştı.

Ama aklı fikri hep film yapmaktaydı.

“Yıllarca kamyonculuk yaptım, kamyon şoförlüğü… Tavukçuluk yaptım. Allah yardım etti, her ikisinde de iflas ettim. İflas etmesem sinemacı olamayacaktım.”

11 kısa film, 1 uzun metraj bıraktı arkasında. Ünlü kurgucu Mustafa Preşeva bir röportajda kendisi için, “Sinema Dâhisi”  demişti.

Peki, Ahmet Uluçay’ı bu kadar özel yapan neydi?

Çocukluğunda 2 arkadaşıyla beraber  “Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubu”nu kurdu. Kendi imkânlarıyla tahta parçalarını birleştirip sinema makinesi yaparak köyde hayatlarında hiç sinema filmi izlememiş çocuklara gösterim yaptılar.  Bir gün köye gelen bir gurbetçiden taksitle VHS kamera satın aldılar. Uluçay bu kamera ile ilk kısa filmlerini çekecekti. Çocukluğundan beri sinemaya olan düşkünlüğü nedeniyle köydeki aileler ona deli gözüyle bakıp çocuklarını onunla oynatmamaya özen gösterdiler. Çünkü sinema o zamanlar insanlara göre sadece zenginlerin yapacağı bir şeydi. Babası kendisine ” Beyoğlu berduşu ” deyip ölene kadar oğluyla konuşmadı.

Tüm bunlara rağmen sinema aşkından vazgeçmedi. Evlendi, çocuğu oldu, başka işlerde çalıştı ama yine de kısa filmlerine devam etti.

Ahmet Uluçay’a göre derdi olmayan sinema yapamazdı. Kendisinin anlatacak derdi vardı. Onun için aks çizgisinin bozulması önemli değildi; o neyi görüyorsa, neyi göstermek istiyorsa onu çekip onu anlattı. “İnci Deniz Dibinde” isimli kısa filmindeki duman sahneleri için birkaç arkadaşı ile aynı anda sigara dumanı üfleyerek kendi efektlerini yarattı.

İlk Kısa Film: Optik Düşler

1992’de çekilen otuz dakikalık kısa film, yönetmen olmak isteyen Recep ve arkadaşlarının evin ahırında köylü çocuklara sinema gösterisi yapmasını ve ailesinin karşı çıkmasına rağmen hayallerinden vazgeçmemesini anlatır. Kısaca kendi hayat hikâyesini anlatır. 

İlk kısa filmiyle çeşitli ödüller kazanan Uluçay,  6. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde özel ödülü kazanır. Bu ödül töreninde başından geçenleri şöyle anlatır:

”Bana söz hakkı verdiler. ‘Benim derdim uzun metraj yapmak’ dediğimde herkes kıkırdadı, bir kıkırtı dolaştı salonun içinde. Dedim ki, gülün bakalım. Keloğlan’ın başında bir tek tel dahi saçı yoktur. Anasıyla yıkık dökük bir kulübede yaşar ama gider, padişahın kızına âşık olur. Ama sonunda Keloğlan padişahın kızını alır. Ne oldu, biliyor musun?  Padişahın kızını Keloğlan aldı.”

Yurt içinde aldığı çeşitli ödüller sonrasında sektörde kendisinden “Köylü Yönetmen” olarak bahsedilmeye başlanır. Kendisi ise bunu, ”Ben köylü yönetmen değil köyde yaşayan bir yönetmenim.” diyerek düzeltir.  Çektiği birkaç kısa film sonrasında Nuri Bilge Ceylan ile tanışır. Ceylan ona İran sinemasından örnekler izletir. Bu duruma çok sevinir Ahmet Uluçay. ”Bana benzeyen insanlar da varmış diye çok mutlu oldum.” der.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Ahmet Uluçay’ın ilk uzun metraj senaryosu  “Bozkırda Deniz Kabuğu”dur. Fakat uzun yıllar bu projesi için bir yapımcıyla anlaşamaz. Ezel Akay, kendisinden daha basit bir proje yapmasını söyleyip “Optik Düşler”in uzun metrajını yapmasını istemiştir. Bu filmin yapımcısı Ezel Akay olacaktır.

”İlk filmim, kısa film Optik Düşler’in uzun versiyonu aslında bu film. Ben aslında anlatma güçlüğü çekerim kısa filmde. Bir şeyi sıkıştırmak gibi geliyor bana. Oysa elimi kolumu sallayarak anlatacağım hikâyelerim vardı benim. Ta başından beri niyetim buydu. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, benim çocukluğumun hikâyesi.”

Kendi köyünde 15 kişilik ekip ve 15 bin dolarlık bütçe ile çekilmeye başlanır film. Oyuncu olarak kendi köylüsü olan iki çocuğu ve çoğu akrabası olan amatör oyuncuları tercih eder.  O zamanlar üniversite öğrencisi olan Boncuk Yılmaz’ın filme dâhil olması ise tamamen tesadüf üzerinedir. Bir gün, Uluçay tren yolculuğunda bir genç kız görür. Yanına gidip “Sen Nihal’sin.” diyerek ona projeyi anlatır ve ekibe dâhil eder.  Kurgu ve müzik aşamalarıyla filmin tamamlanması için gereken bütçe 200 bin doları bulur. Bütçenin artması ve Uluçay’ın geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle filmin tamamlanması 3 yılı bulur. 

Yurt içi ve yurt dışı festivallerinden başarıyla döner film. SİYAD ödül törenine damgasını vurarak dört ödül kazanır. Dünyanın dört bir yanındaki festivallerde gösterime girerek 20’den fazla ödül kazanır. 23. İstanbul Film Festivali’nde de “En İyi Film Ödülü”nü kazanır. Konuşmasında ödülü eşine adar:

“Ben koltuğumun altında senaryolarla, Beyoğlu’nda kapı kapı gezerken evimin faturalarını, çocuklarımın bakımını karıma yükledim. Benim gibi bir sorumsuzu yönettiği için asıl büyük yönetmen odur.”

Bozkırda Deniz Kabuğu filminin çekimleri sırasında rahatsızlanır ve sete ara verilir.  Kaldırıldığı hastanede beyin tümörü nedeniyle tedavi görürken 55 yaşında hayata gözlerini yumar.

Ahmet Uluçay, bana hayallerimin peşinden koşarken asla pes etmemem gerektiğini öğretti. Sinemaya gönül vermiş gençlere örnek olacak bir hayat yaşadı. Bir gün herkesin karpuz kabuğundan gemiler yaparak hayallerine ulaşabilmesi dileğiyle…

Gözden Kaçırmayın

Yeşil Ve Huzurlu Bir Alan Yaratmak: Mel’s World Kurucusu ile Söyleşi
Sen Mutluluğun Resmini Yapabilir Misin Abidin?
Plastik Atıklar: Gezegenimizin Başlıca Sorunu