Korkunun Cazibesi

Kültür-Sanat | 103 Görüntülenme | 4 Dakika Okuma | 09 Mar 2021
Abone Ol

Korku ögesi hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır, edebi eserler, sinema filmleri, diziler ve hatta görsel sanat eserlerinde de kendisine yer bulmuştur. Bu türe kısaca bir giriş yapıp daha sonra sinemada korkunun anlatımına göz atalım.

Korku Nedir?

Korku insanlığın varoluşundan itibaren sahip olduğu içgüdüsel bir duygudur. Korku duygusu kişinin kendisi ile sınırlı kalmayıp toplumsal bir durum haline gelebilir ve toplumu harekete bile geçirebilir. Farklı kültürlerde farklı toplumsal korkular mevcuttur. Kültürel olmasının sebebi kültürlerarası değişimlerin ve bilinmezliklerin ortaya çıkmasıdır. Bilinmezlik korkunun öz kaynaklarından birisidir.

Lovecraft’ın dediği gibi, “İnsanlığın en eski ve en güçlü duygusu korkudur. En eski ve en güçlü korku türü ise bilinmeyenden korkmaktır.”

Sinemada Korku Kültürü:

Hayatın her alanında kendisini gösteren korku duygusu, bilinmeyeni keşfetme arzusu ve hazzı ile sanatta da kendisine yer bulmuştur. Edebiyattan sonra filmlerde de kullanılmaya başlayan korku ögesi birçok insanın ilgisini çekmiş ve popüler bir tür haline gelmiştir. İlk korku filmi, George Melies tarafından 1896 yılında çekilen ‘Şeytan Kalesi’ (Le Monair Du Diable) adlı filmdir. 3 dakikalık bu kısa korku filmi daha sonra uzun formatlı filmlere de öncülük etmiştir.

Korku filmlerinde canavarlar veya yaratıklar görünen aksine bir metafordur. Canavar filmin sonunda mağlup olur ve bozulan düzeni değişen toplumun tekrar tamir etmesi gerekmektedir. Negatiflikten pozitifliğe uzanan bir yol vardır senaryoda fakat en önemli kısım arkada kalmış gibi görünen iletidir. Toplum tekrar alıştıkları bu düzenin bozulmasından korkar hale gelmiştir ve sürekli hafızasından silmek isteyeceği, yaşanan olayın adını bile ağzına almayacağı bir durum halini almıştır.

Ülkemizde bilinenin aksine korku filmleri izleyicileri korkutmak amaçlı yapımlar değil, izleyicileri filme ait karakterlerin düştükleri durum ile dehşete düşürmek ve endişe duymasını sağlamakla birlikte hikâyeyi aktarmaktadır. Ülkemizde yanlış çeviri ile bu şekilde anlaşılmaktadır. Horror film adıyla karşımıza çıkan bu kelime dehşet anlamı taşımaktadır, yani aslında korku değil dehşet filmi olarak adlandırmak gerekmektedir. Bu horror filmler izleyiciyi gerçek manada korkutmak amaçlı değil dehşet verici bir hikâyeyi görüntü yoluyla aktarma amacı taşımaktadır.

Canavar ve Kadın:

Korku filmlerinde çok sık göreceğiniz bir hikâye vardır. Özellikle 80 ve 90’lar yapımı gotik ve slasher korku filmlerinde çok yaygın bir hikâye tabanıdır. Hikâye bir katil veya canavarın bir kadının peşine düşmesi ile doruk noktaya ulaşır. Bu filmlerde hedef olan kadın ana karakterlerin benzer özellikleri vardır. Toplumdan dışlanmış, bakire, ahlaklı, iyimser, kibar ve terbiyelidir. Toplumdan dışlanmalarının sebebi ise bu saydığım özelliklerden kaynaklıdır. Filmlerde diğer karakterler bu ana kadın karakterler kadar bu özellikleri taşımazlar. En ahlaksızı veya kötü duygular besleyenleri daha erken canavar veya katilin kurbanı olurlar.

Hikâyenin sonuna doğru canavar veya katil kadın ana karakter ile yüzleşir. Senaryo canavar ile kadını bu noktada bütünleştirmiştir. İkisi de toplum tarafından dışlanmış varlıklardır ve ikisi de bu duruma acı çekerek gelmişlerdir. Göründüğü üzere burada toplumsal bir eleştiri de dikkat çekmektedir. Toplum iyiyi de kötüyü de dışlamıştır ve bunun bedelini ödemektedir.

Tüm bunların sonucunda korku ögesi sinema sanatında, toplumsal sorunları diğer türlerin aksine doğurduğu ‘kötü son’ olarak göstermektedir. Bu şekilde daha sert ve sarsıcı bir ileti yolu kullanır. Farklı bir bakış açısı ile korku türünde filmlere göz atmanızı kesinlikle öneririm. Her film tür gibi korku filmi türü de size bir sorunu ve bununla nasıl başa çıkılabileceğini göstermektedir.

Korku Türünde Öneriler: In the Mouth of Madness (1994),  The Changeling (1980), Antichrist (2009)

Yazar

Gözden Kaçırmayın

Blockchain Geleceğin Omurga Teknolojisi mi?
2020 Yılına Bakış

Bizi Takip Edin!