Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bülten

Güne Mutlu Uyanmak

Güne kahveyle başlarken yazıyorum bu yazımı. Elbette hepimizin aklına düşmüştür ve kendimize sormuşuzdur şu soruyu; “mutlu muyum?” ya da “yarın sabah nasıl mutlu uyanabilirim?” Araştırmalarım ve kendi deneyimlerimle açıklayayım.

Mutlu musunuz? Cevabınız evete ağır basıyorsa bunu nasıl sürdürebiliriz? Değilse nasıl mutlu olabileceğinizi düşündünüz mü? Peki sizin dışınızda diğerleri ne durumda, güne mutlu uyanan bir toplum muyuz? Birlikte yaşadığımız, çevremizdeki insanlarda bu oranı hiç merak ettiniz mi? Ben sizler için küçük bir araştırma yaptım. OECD verilerinden yararlandım bu nedenle paylaşmadan önce hakkında kısaca bilgilendirme yapayım.

OECD Kimdir?

OECD (Organization for Economic Cooperation and Development) Bünyesindeki 36 ülkenin küreselleşmenin, ekonomik, sosyal ve yönetim sorunlarını çözmek ve bu süreçteki fırsatlarından yararlanma amaçlı çalışan bir örgüttür. 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak, 1961’de kurulmuştur. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ya da İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı olarak uyarlanıyor dilimizde.

Peki OECD’de Türkiye’nin Konumu Nedir?

Türkiye, OECD kurucu ülkeleri arasında yer alıyor.  Resmi olarak 2 Ağustos 1961 tarihinde OECD üyesi olmuştur.

Yandaki grafikte birçok kriter arasından Türkiye’nin “yaşam memnuniyeti”ni OECD verilerinden alıntıladım. 0-10 arası puanlamaya sahip olan bu skalada 2,6 ile sonlarda yerimizi alıyoruz.

Genele vurduğumuzda OECD ortalaması 6,5 iken Türkiye olarak 5,5 puanla ortalamanın altında kalıyoruz.

Odak Noktamız

Verilere baktığımızda da durum pek iç açıcı görünmüyor. Bahsedeceğim nokta dış dünyamız kapsamında; elde ettiğimiz başarılarımız, ilişkilerimiz, maddi kazancımız, sosyal statümüz değil. Bunlar da elbette etkili fakat önemli ve başlangıç noktası iç dünyamız. Duymuş olmalısınız “değişim insanın kendisinde başlar”, hah işte bahsettiğim tam da bu. Yakın çevremize bakalım, ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız… İçlerinde bizi görüşleriyle, davranışlarıyla veyahut üslubu ile irite eden birileri mutlaka vardır. Bazı insanların size göre yanlışlarını doğrularla değiştirmek istediğinizde dahi bunda başarısız olduğunuz kişiler olacaktır. Bu sizin başarısızlığınız olmadığı gibi kişide biten bir olaydır. Kilit nokta burada sizsiniz, memnun olmadığınız durumlarda çözümü öncelikle kendinizde aramalısınız. Siz değişirseniz dünyanız değişir. Mutsuz olmak için nedenleriniz olabilir, aslolan o nedenlere gerçek çözümler üretip çözebilmektir (Konudan uzaklaşmadan küçük bir tüyo da vermek istiyorum; gerçek ve sahte çözümleri, uyguladığımızda o sorunun tekrar etmemesinden anlarız, gerçek çözüm aynı sorunu yinelemez.).

Günlük Verim Seviyemiz ve Vücut Saatimizin Etkileri

Yapılan araştırmalar vücudumuzun en verimli saatlerinin sabah 9 ile 11 arasında olduğunu gösteriyor. Günümüzün verimini maksimum seviyede tutabilmek adına kişinin saat 9’dan önce ayılmış olması gerekiyor.  Bu nedenle erken kalktığımız günlerde kendimizi daha enerjik, verimli ve mutlu hissedebiliriz. Bu etkilerin yanına stresi azaltmayı da planlayıcı yardımıyla gerçekleştirebiliriz. Nasıl derseniz; gün içerisinde sorumluluğumuzda birçok işimiz, bunun yanında ise beynimizde gezinen binlerce düşünce yer almaktadır. Bu düşünceleri her ne kadar sıralamaya çalışsak ve tamamladıkça unutmayı amaçlasak da her zaman eksik iş yükümüz varmış gibi gelebilir. Açıkçası benim için yakın bir zamana kadar bu şekildeydi. Artık bir planlayıcım mevcut, günümü planlayıp atanmış işlerimi bitirdikçe listemde üzerini çiziyorum ve o işi o gün için tamamlamanın yanında beynimden de silmiş oluyorum. Yani beynimin arka planında bu uygulama ekstra yer kaplayıp hızımı ve verimimi düşürmemiş oluyor tıpkı telefonlarımız gibi.

Mutlu Uyanmak İstediğimiz Bir Sabah İçin;

Öncelikle bir gün öncesinden başlıyor beynimiz mutlu uyanmak istediğimiz sabah için vücudumuzu hazırlamaya. Doktorların tavsiye ettikleri aslında bizlerin de gayet iyi bildiği gıda tüketimini minimumda 3 saat önce sonlandırmalı, bunun yanında kafein alımını durdurarak mutlu sabaha ilk adımımızı atmış olmalıyız.

Güne zinde uyanmak istiyorsak, beynimizin arkasında çalışan uygulama bırakmamamız, yarın hakkında karar mekanizmamızda cevaplanmamış sorunun bulunmaması gerekiyor bu nedenle yarınımızın planını bir gün öncesinde yapmalıyız.

Alarmsız uyanılan günlerimiz yok gibi artık ya da alarmsız bir şekilde kendiliğinden uyanabilen sayımız oldukça az. Bir sonraki adımımız alarm sesi düzenlemek olmalı. Uykumuzun belki en tatlı zamanı diye tarif edebileceğimiz o anı sonlandıran yüksek sesli çağrı bizce ne olmalı? Sevdiğimiz bir melodi, sevdiğimiz bir şarkı gibi bizi iyi hissettirecek seçimle uyanmak günümüzün geri kalanını da gülümsetecek etki yaratabilir.

Sabahları kalktığımızda ağzımızda oluşan koku; gece boyunca sindirim kanalında biriken gazlardan meydana gelmektedir. Bir de yatmadan önce dişlerimizi fırçalamadıysak ağzımızdaki yemek artıkları bakteriler tarafından kullanılmaktadır. Bu nedenle uyandığımızda ilk işimiz su içmekten önce dişlerimizi fırçalamak, yapamıyorsak da ağzımızı çalkalamak olmalı. Bakterileri direkt bağırsaklarımıza göndermek istemeyiz. Ardından 1 bardak suyla vücudumuza günaydın mesajı göndererek duşa girebilir veya kendimizi güneşin ışıklarına teslim edebileceğimiz bir köşeye atabiliriz.

Yemek yemek çoğumuz için en mutlu anlarımızdan. Peki kahvesiz bir sabah mı? Hem kahvemizi hazırlarken hem de iştahla yiyeceğimiz kahvaltımızla midemizi de şenlendirmeyi es geçmeyelim. Günün başlangıcını yaparken geriye kalan kısmı için de enerji depolamış olalım.

Kahvemizin son yudumlarını içerken sizde güzel hisler uyandıran müzikler dinleyerek (sizler için sabah rutinimden oluşturduğum müzik listesini aşağıya bırakıyorum 😊) kocaman bir gülümsemeyle vücudumuzdaki serotonin hormonunu artırarak sahip olduğumuz her şey için teşekkür edebiliriz!

Mor ve Ötesi “Daha Mutlu Olamam” şarkısında geçen “küçük şeyler sevindirir ruhumu” cümlesiyle yazımı sonlandırarak sizlere veda ediyorum. Belki bu haftanın bir sabahına veya en zoru pazartesi sabahına bu şekilde başlamaya ne dersiniz?