Deli Dahi Dali

Kültür-Sanat | 60 Görüntülenme | 5 Dakika Okuma | 24 Mar 2021
Abone Ol

“Tuhaf değilim. Sadece normal değilim.”

Salvador dali

Şüphesiz ki sürrealizm denildiğinde hepimizin aklına ilk gelen isim aynıdır. Dali en uyumsuz nesneleri bile bir şekilde birbiriyle bağdaştırarak hayal gücünün sınırlarını zorlamış ve benzersiz eserler ortaya koymuştur. Kendisinin söylediğine göre tuhaf değil, sadece normal olmayan bir kişidir. Hepimiz onu akımı gibi sürrealist olan bıyıkları ve eriyen saatleriyle tanıyoruz.

Her insan gibi, Dali’de birçok travmaya adeta göğsünü siper etmiştir. 11 Mayıs 1904 doğumlu olan ressam, ailenin ikinci Salvador’u olarak dünyaya gelmiş.

Dali, ailenin ilk çocuğu öldükten 9 ay sonra doğduğu için ailesi onun reenkarnasyonu olduğuna inanıyormuş. Dali çifti, küçük Dali’nin yanında sık sık ölmüş ağabeyinden bahsediyor, ilk Salvador’un bir resmini yatak odalarının duvarında tutuyor ve Dali’yle beraber düzenli olarak ilk Salvador’un mezarını ziyaret ediyorlarmış. Küçücük yaşta kimliksel karmaşalar yaşayan ressamımız delirmesin de ne yapsın? En sonunda o da ağabeyinin reenkarnasyonu olduğuna kendini inandırmış. Bunlara rağmen Dali, bir ilah gibi yetiştirilmiş, şımartılmış ve bir dediği iki edilmemiş.

Dali’nin sürrealist eserlerinde çocukluğunun bir ilham kaynağı olduğunu görebiliriz. Eserlerindeki çarpık figürler bize, “Büyük Mastürbasyoncu” eserine ilham kaynağı olan Cadaquest Körfezi’nde çarpık şekildeki kayalıkları  hatırlatmaktadır.

Onu tüketen bu çocukluk travması ilerleyen yaşlarda yerini adına aşk dediğimiz travmaya bırakmış.

Gala…

Güzeller güzeli bu hanımefendi, Dali’nin şair arkadaşı Paul Eluard ile evliymiş. Hatta bir de çocuğu varmış. Dali’miz geçen yılların ardından ilk kez bir kadına karşı bir şeyler hissediyormuş.  Gala kocasını ve çocuğunu terk edip Dali’yle birlikte kaçmış.

Gala onun arkadaşı, modeli, eşi, ilham perisi olmuş. Gala sayesinde bir yıl içerisinde Dali’nin deliliği iyileşmiş ve gerçeküstücülükten kaynaklanan zararlar ortadan kalkmıştır. Dali’nin bir çok resminde Gala’yı görmek mümkündür.

Gala’yı mümkün olan en mutlu hale getirirdim, onu kendimden daha fazla önemserdim, ışıldaması için cilalardım onu, çünkü onsuz, her şey biter.”

Salvador dali

Elli yılı aşan bu aşk hikayesi Gala’nın ölümü ile sonlanmış. Bu olaydan sonra Dali gerçek anlamda yemeden içmeden kesilmiş. Ölümsüz olduğu düşüncesine kapılarak yemek yemeye gerek duymadığını düşünmüş. Midesine takılan boru ile yapay bir şekilde beslenmiş. Gala’nın ölümü ile yıkılan Dali :

Gala’nın acısından
-ki benim acımdır
Gala’nın ölümünden
-ki benim ölümümdür
Başka hiçbir şey hayatıma dokunamaz.”

söyleriyle acısını paylaşmış.

Dali’nin dönüm noktalarından biri de, Madrid’de okuduğu sırada Luis Bunuel ve Federico Garcia Lorca ile tanışması olmuş. Dali’nin fikirlerinin oluşmasında büyük rol oynamışlar. Dali’yi Endülüs Köpeği filmine sürükleyen Bunuel, onun resim konusundaki fikirlerini yenilemiş ve sürrealistler ile tanışmasını sağlamıştır. Salvador Dali sinemayı, resimde aktaramadıklarını gerçekleştirebileceği yer olarak görmüş ve kendi gerçekliğini yansıtmaya çalışmış. Beyaz perdenin genişliğinde “küçük şeyleri özgür kılmak” istemiştir. Dali, sinemada heyecan uyandırıcı bir etki yaratmak istememiştir. Endülüs köpeği filmi sürrealist akımcılar tarafında oldukça beğenilmiş ve sürrealizmin üstadı haline gelmesinin ilk adımları işte tam da bu nokta olmuştur.

Dali, bilinçaltındakileri ortaya çıkarabilmek için kendisine zorla halüsinasyon gördürmeye çalışırmış. Bunun için bir nesneye gözlerini dikip içinde farklı bir şey görmeyi denermiş veya elinde bir kaşıkla uyuyup kaşık düştüğünde uyanarak kendini uyku ve uyanıklık arasında tutarmış.

Hayatı boyunca binlerce eser yaratan Dali, sadece resim değil heykel, fotoğraf ve film alanlarında da çalışmıştır. Sanat tarihi üzerine yazılar yazmıştır. Kübizm, Dadaizm ve sürrealizm akımlarından etkilenmiştir. 20. yüzyılın en önemli ressamlarından kabul edilen Dali, sürrealizm akımının temsilcisi haline gelmiştir.

“Sürrealizm benim!”

Delilik ile dahilik arasında gidip gelen ressamımız bu garip yöntemleri sayesinde bizim de gerçeklik algılarımızla oynamış, bizi de rüyalarına davet etmiştir.

Dali’nin gerçekliği zamanı bir mum gibi eritmiş, gücün sembolü olan fillere ürkek adımlar attırmış, çölde zürafalar yaktırmış ve bunlar gibi sayısız kendine has çizimle milyonları kendine hayran bırakmıştır.

Kendini öven sözleriyle ukala biri olsa da, ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen milyonlarca insana ilham verdi ve vermeye devam ediyor.

“Gerçek bir sanatçı ilham alan değil, başkalarına ilham verendir.”

Yazar

Gözden Kaçırmayın

Başka Bir Su Yönetimi Mümkün
Alternatif Son: Capsula Mundi
‘Suyun Değeri’ Teması ile Dünya Su Günü
Baharın Gelişiyle İçimizi Isıtacak 8 Kitap Önerisi

Bizi Takip Edin!