Cinsiyetsiz Koleksiyonların Geleceği

Yaşam | 24 Görüntülenme | 4 Dakika Okuma | 07 Nis 2021
Nüans Google Haberler Abone Ol

Dünya cinsiyet arketiplerini yıkarken koleksiyonların cinsiyet sınırlandırmaları da ortadan kalkıyor.


Ataerkil toplumun oluşturduğu normlar hayatımızın her alanını şekillendiriyor, öyle ki giydiğimiz kıyafetler bile cinsiyete atanmış normlara göre biçimleniyor. Yaratıcılığın sonsuzluğundan beslenme imkanı “erkek-kadın” ikiliğine göre şekillenen tasarımlar nedeniyle yok oluyor. Çünkü, toplumsal cinsiyet rollerine göre kıyafetlerin formları da belli kalıplar içine sokuluyor. Bu sınırlandırıcı bariyeri yıkmak oldukça zor olsa da özgürlüğü en değerli varlığı olan Z jenerasyonu bu bariyeri yıkmakta oldukça kararlı.

Cinsiyet rolleri, moda haftalarının erkek ve kadın olarak ayrılmasından, kıyafetlerin erkek ve kadınlara özel üretilip pazarlanmasına kadar modanın her hücresine işlenmiş bir öğreti. Renklerin bile pembe ve mavi olarak kutuplaştırılması, ‘kız-oğlan’ rengi olarak ayrıştırılması da cinsiyet rollerine oturtulmuş kurallardan biri. Ancak, cinsiyetlerin ne giyip giymemesine karar veren ataerkil toplum normları yıkılmaya mahkumdur. Herkesin özgür bir birey olarak istediği formda, renkte kıyafet giymeye hakkı var. Bu gerçeğin gittikçe kabul görmesi de cinsiyetsiz koleksiyonların yavaş yavaş popülerlik kazanmasını sağlıyor.

Stella Mccartney

Cinsiyetsiz Koleksiyon Nedir?

Cinsiyetsiz koleksiyonlar her bedenin, her bireyin giyebileceği şekilde hazırlanan, cinsiyet kalıplarını barındırmayan koleksiyonlardır. Bunun en yeni ve başarılı örneği Stella McCartney’nin, silüetleri dayatılmış formlar dışında tasarlayacak cinsiyet kalıplarına uymadan ürettiği ilk cinsiyetsiz Shared Kapsül Koleksiyonu. Her ne kadar etek gibi sadece kadınlara dayatılan tasarımlar içermese de bu koleksiyon evrilmekte olan bir süreç için oldukça iyi bir adım. Nordstrom’un BP. (Be Proud) cinsiyetsiz koleksiyon haberi aynı şekilde umut vericiydi. Onur Ayı’na özel olmasının yanı sıra cinsiyetsiz bir koleksiyon adı altında çıkış yapması önemli olan özelliğiydi. Diğer yandan, Gucci’nin erkek koleksiyonu için hazırladığı ve “toksik maskülenliğe” karşı olduğunu iddia eden elbise her ne kadar normların zıttı yönde bir hareket olsa da görevinde başarısız oldu. Çünkü, toksik maskülenliği tamamen yıkmanın yolu aslında yalnızca cinsiyetsiz koleksiyonlar üretmek. Öteki türlü yine elbise yorumlanıp belli kalıplara sokularak “erkekler” için pazarlanabilecek bir ürün haline gelir. Ne yazık ki bu atılım cinsiyet rollerini yıkıcı bir hareket olmaktan çıkar. Diğer yandan Gucci Mx cinsiyetsiz koleksiyonu bu atılımın başaramadığını yapan bir atılım. Çünkü herhangi bir cinsiyet sınırlaması mevcut değil.

Zaman ilerledikçe markaların, her bireye hitap eden ve herkesi kapsayan koleksiyonlar üreterek, moda endüstrisindeki cinsiyet rollerini yıkmaya katkıda bulunacaklarını umuyoruz. Tüketicinin nabzını tutmaya çalışan her marka yavaşça cinsiyetsiz koleksiyonlara geçerken aynı zamanda kendilerine de birçok fayda sağlıyor. Daha az üretimin daha sürdürülebilir demek olması yine markaların pazarlama stratejilerinde yelpazesini geniş tutabileceğini gösterirken istemsizce çevreye katkı sağlamaları ne olursa olsun bir başarı demektir. Gerçekten cinsiyetsiz koleksiyonları kar amaçlı üretip üretmediklerinden emin olamasak da empoze edilenin aksine bir hareket olması yine bir diğer başarı; ki Z jenerasyonu pazarlama taktiklerine düşmeyen ve gerçeğin peşinde koşan bir nesil. Peki, kendini olduğu gibi ifade eden Z jenerasyonuna ayak uyduran markalar cinsiyetsiz koleksiyonlara geçerken geleneksel düşünmeyi tercih eden tasarımcılar sizce ne kadar daha ayakta kalabilir?

Bu da başka bir yazımın konusu olsun. Yazılarda tekrar buluşmak dileğiyle!

Kapak Fotoğrafı: Alan Alexander Kaleekal


Moda Dünyasında Dijitalleşme: Kurallar Yeniden Yazılıyor yazısına ulaşmak için tıklayınız.


Gözden Kaçırmayın

Su Ayak İzi Bilinci
Romeo ve Juliet Ölmeseydi: Tarla Kuşuydu Juliet
Büyükbaş Hayvanların Küresel Isınmaya Etkisi
Amaç 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları