Çevrim İçi Dünyada Çevresel Etki: Dijital Karbon Ayak İzi

Sürdürülebilirlik | 48 Görüntülenme | 7 Dakika Okuma | 30 Mar 2021
Abone Ol

Dijital cihazlar ve bunların sunduğu hizmetler hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Gece yatmadan son kez sosyal medyaya göz atmamızdan tutun da sabahları yataktan çıkmadan önce telefonla geçirdiğimiz vakte kadar bir çoğumuz dijitale bağımlıyız. Her gün binlerce mesaj atıp, fotoğraf paylaşıp, video izleyerek görünüşte önemsiz gibi duran çevrim içi eylemler gerçekleştiriyoruz. Aklımıza bile gelmeyen bu görünmez internet verileri 7/24 çalışan büyük veri merkezlerinde işlenip depolanıyor. Tek bir parmak hareketimizi bekleyen, videolar, müzikler, podcast’ler, haberler, mesajlar ve internetin sunduğu her şey dijital karbon ayak izimize etki ediyor.

Peki biz yaptığımız çevrim içi hareketlerle tükettiğimiz kaynakları ve dış dünyada yarattığımız etkileri biliyor muyuz?

Yapılan araştırmalar sonucu, 2020’de teknoloji sektörüyle ilişkili sera gazı emisyonlarının 1,7 milyar ton, küresel etkilerinin ise tahmini %3,7 ile zirve yaptığı biliniyor, araştırmacılara göre bunun küresel olarak havayolu endüstrisinin ürettiği miktara benzediğini ve bu emisyonların 2025 yılına kadar ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Bunun beraberinde dijital dünyamızın büyük bir enerji iştahına sahip olduğu açıktır. Birçok şirket veri merkezlerine yenilenebilir enerji kullanarak güç sağladığını iddia etse de dünyanın bazı bölgelerinde hala büyük ölçüde fosil yakıtların yakılmasından güç elde ediliyor. Burada yalnızca dijital cihazların kullanımını değil, aynı zamanda üretimini de dahil etmenizde fayda var.

Dijital Karbon Ayak İzimizi Azaltmanın Yolları

Keyifli vakit geçirmek için kullandığımız telefon uygulamalarımızdan, çevrim içi bankacılığa, GPS’li rota planlayıcılarından online toplantılarımıza kadar neredeyse her anımızda olan ve hayatımızı kolaylaştıran, bu kadar iç içe olduğumuz dijital araçları kaldırıp atmak söylendiği kadar basit bir eylem değil. Ama bu etkileri azaltacak yöntemler uygulayabiliriz. Gelin beraber inceleyelim.

1) Masum Olmayan E-Postaları Azaltma 

Mesaj gönderme şeklimizi değiştirmek, dijital karbon ayak izimizi azaltmaya başlamak için kolay ve etkili bir yoldur. 10 yıl önce Mike Berners-Lee tarafından yazılan ”How Bad are Bananas?” kitabında e-postaların karbon ayak izlerine de yer verilmiştir. Öyle ki normal bir e-posta ortalama 4g CO2‘ye ve bir fotoğraf veya eki olan bir e-postanın ise 50g CO2‘ye kadar karbon ayak izi oluşturduğu hesaplanmıştır. Berners-Lee ayrıca, iş hayatında olan tipik bir çalışanın her yıl e-posta göndererek 135kg CO2 ürettiğini de belirtmiştir. Hatırlatmakta fayda var ki Berners-Lee tarafından yıllar önce hesaplanan bu sayısal verilerin etkisinin artmış olabileceği de belirtiliyor. Elbette, elektronik iletiler karbon ayak izimizin en büyük bölümünü oluşturmayacaktır. Fakat gereksiz e-postalardan kaçınarak örneğin tek başına bir ‘teşekkür’ ya da ‘görüşürüz’ maili atmayarak, gereksiz mailleri silerek çevre için iyi bir etki yaratabiliriz. 

2) Dijital Karbon Ayak İzi Dengeleme

Her gün internette geziniyor ve sayısız arama yapıyoruz. Masaüstü arama trafiğinin %72’sinden fazlasını oluşturan Google’da saniyede 90,754’den fazla arama yapılıyor. Masum duran bu aramaların etkileri ise çok büyük. Gelin webde yaptığımız bu hareketleri olumluya çeviren bir arama motoruyla tanışalım.

Ecosia, elde ettiği karın %80’ini dünyanın en çok ihtiyaç duyulan bölgelerini ağaçlandırmak için kullanan bir arama motorudur. Aynı zamanda Ecosia.org, B Corporation sertifikasına sahiptir. Bu sertifika ise, sosyal ve çevresel performans, hesap verebilirlik ve şeffaflığın katı standartlarını belgeleme anlamına gelmektedir. Ecosia tamamen ücretsiz olan ve yapılan belli bir arama sayısı karşılığında gelirlerinin çoğunu ağaçlandırma yapan kuruluşlara göndermektedir. Web sitesinde, kullanıcılarını daha fazla arama yapmaya ve bu sayede daha fazla ağaç dikmeye teşvik etmek için sağ üst köşede bir sayaç bulunmaktadır.

Haydi Ecosia’yı yer imlerine ekleyelim!

3) Yeşil Web Sitesi Barındırıcıları

Günümüzde şirketler oluşturdukları emisyonları azaltmak için, enerji verimliliği, ağaçlandırma, yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretme gibi çeşitli yollarla telafi etmeye çalışıyorlar. Yeşil Servis Sağlayıcıları (Green Web Hosting), faaliyetleriyle çevre dostu olmaya çalışan web sunucularını ifade eder. O sebeple bu madde, bir web sitesi, blog veya e-ticaret mağazası işletiyorsanız daha çok dikkatinizi çekebilir. Yeşil bir servis sağlayıcı ile çalışarak, yenilenebilir enerji kullanım yüzdelerini ve sertifikalarını görebilir bu sayede dijital karbon ayak izinizi azaltmaya katkıda bulunabilirsiniz.

4) Daha Düşük Ekran Parlaklığı

Bireysel olarak yapabileceğimiz en kolay yollardan biri de, kullandığımız dijital araçların ekran parlaklığını kısmak. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, monitörünüzün parlaklığını %100’den %70’e düşürmenin enerji tüketimini %20 azaltabileceğini açıkladı. Bu sayede çalışmalarımıza devam ederken hem gözlerimizi daha az yormuş hem de enerji tasarrufu sağlamış oluruz.

5) Arka Plan Gürültüsünden Vazgeçmek

İnternetin güç tüketiminin en büyük nedenlerinden biri aslında çevrim içi müzik ve video akışıdır. Öyle ki dünyadaki internet trafiğinin %60 gibi çok büyük bir bölümünü çevrim içi videolar oluşturuyor. Büyük bir kullanıcı kitlesinin Youtube gibi platformları, gün içinde ya da uykuda önce arka plan sesi olarak kullandıkları bilinmekte. Bu kullanımları azaltmak ve izlemediğiniz zamanlarda videonun oynatılmasını durdurmak, karbon ayak izini ve enerji tüketimini azaltmada yardımcı olabilir.

6) Web Sitesi Karbon Hesaplayıcı

Ayrıntılı bir yaşam döngüsü değerlendirmesi yapmanın olanaksızlığından, tüm karbon hesaplama araçları aslında birer karbon tahmin edicileridir, özellikle de verilerin oluşturduğu karbon miktarına dair net bir sayı vermek daha da zordur. Fakat web sitesi karbon hesaplayıcılar, mobil üzerinden veri aktarımı, web verilerinin enerji yoğunluğu, veri merkezi tarafından kullanılan enerji kaynağı, web sitesi trafiği gibi temel odak noktalarını inceleyerek iyi bir tahminde bulunmayı vaat eder. Website Carbon Calculator gibi araçlar, sitelerin ayak izini ölçmeye ve iyileştirilecek alanları belirlemeye yardımcı olabilir. 


Teknolojik cihazlara ve internete her zamankinden daha kolay erişiyoruz. Bu yüzden de dijital karbon ayak izinde bir patlamaya neden olacak veri artışı da beraberinde geliyor. Çevrim içi ayak izimizi en aza indirmek için bilinçli seçimler çok önemli olsa da giderek dijitalleşen bir dünyadan elbette yetersiz kalıyor. Hızla artan emisyonlarla etkin bir mücadele gerçekleştirebilmek için, sistemsel bir değişikliğe ihtiyacımız var.

2017 Clicking Clean report by Greenpeace linkinden Teknoloji şirketlerinin enerji ayak izi puanlarını inceleyebilirsiniz.


Kaynaklar: 1 2 3

Yazar

Gözden Kaçırmayın

Sen Mutluluğun Resmini Yapabilir Misin Abidin?
Baharın Gelişiyle İçimizi Isıtacak 8 Kitap Önerisi
Sorumlu Üretim Ve Tüketim
Yemeğim Sürdürülebilir mi?

Bizi Takip Edin!