Kültür-Sanat

Edebiyat, Sinema, Tiyatro, Müzik ve Plastik Sanatlar gibi alt kategorileri de içinde barındıran Kültür-Sanat ana kategorisi altında hazırlamış olduğumuz içeriklere, önerilere ve haberlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

20 Yazı

Geçmiş Yazılar

Grapon Kağıtları ile Döşenmiş İki Füsun’lu Hayatın Şairi: Didem Madak İrem Şifa Özbek

Didem Madak, kadın şiir yazmaz, olsa olsa kadına şiir yazılır denilen zamanların koca kalpli,çiçekli şairi. Pulbiber mahallesi sakini, hayatının her ağrılı yanına grapon kağıtları döşerdi. Onun için şiir bir çocukluk alışkanlığıydı.Çocuk yaşta annesini kaybetti.Taş bebeği ters çevrilince ağlardı.Bazen durmadan ah derdi.Ahlar ağacına yıllarca rengarenk çaputlar bağladı.Uzun bir dize koyardı hayat her sabah karnına, insanın yazgısı çokomel kağıtları gibi tırnaklarıyla düzeltemiyor insan.Şair kırılsa, uzun bir dizeyi kırar mesela, şiire kim dokunsa kıymık batar derdi. İnsan kaybolmayı ister mi o istedi. Uzaklara gitti.Kimi gün yalnız hissederdi kendini. Aslında yalnızdı da. Derdini annesinin fotoğrafına anlattı.Gelin Türk Edebiyatı'nın çiçekli şairi Didem Madak'ın grapon kağıtları ile döşenmiş iki Füsunlu hayatına bir bakalım.

Korku ögesi hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır, edebi eserler, sinema filmleri, diziler ve hatta görsel sanat eserlerinde de kendisine yer bulmuştur. Bu türe kısaca bir giriş yapıp daha sonra sinemada korkunun anlatımına göz atalım.

Köyde Yaşayan Yönetmen: Ahmet Uluçay Sineması Onur Can

Ahmet Uluçay 1954’te Kütahya’nın Tepecik köyünde dünyaya geldi, ilkokul eğitiminden sonra bir süre çobanlık yaptı. İlerleyen yaşlarında geçimini sağlamak için kamyon şoförlüğü, hamallık ve tavukçuluk gibi işlerde çalıştı. Ama aklı fikri hep film yapmaktaydı. “Yıllarca kamyonculuk yaptım, kamyon şoförlüğü… Tavukçuluk yaptım. Allah yardım etti, her ikisinde de iflas ettim. İflas etmesem sinemacı olamayacaktım.” 11 kısa […]

Dünya Edebiyatında İz Bırakan 7 Başarılı Kadın Gizem Erdoğan

Kadınlar tarih boyunca hayatın her alanında büyük zorluklarla ve ayrımcılıklarla karşı karşıya kaldı, çeşitli hakları hiçe sayıldı. Yaptıkları çalışmalar ve zorluklarla elde ettikleri başarıları önemsiz, fazla romantik veya entelektüel olmadıkları gerekçesiyle göz ardı edildi. Bazı kadın yazarlar, seslerini duyurabilmek için erkek kimliği maskesiyle yazma ihtiyacı bile duydular. Tüm eşitsizliklere rağmen tarih boyunca gücünü ispatlayan ve […]

Romeo ve Juliet Ölmeseydi: Tarla Kuşuydu Juliet İrem Şifa Özbek

Romeo Ve juliet ölmeseydi neler olurdu? Ephraim Kishon eseri Tarla Kuşuydu Juliet bu ölümsüz aşkı mizahi bir dille bakın nasıl anlatmış.

Dostoyevski’ye Yeraltından Bi’ Bakış İrem Şifa Özbek

“Hasta biriyim ben… Huysuz adamın tekiyim...” diye satırlarına başlar Dostoyevski. Yeraltının karanlık mağarasında, ufacık bir camdan sızan ışık huzmesi altında yazar yeraltından notları. Cemal Süreyya’nın okuduktan sonra huzurum kalmadı dediği kişidir o.

Duygusal Canavarlar ve Tim Burton Asya Kazan

“Ben oldum olası canavarları ve canavar filmlerini sevmişimdir. Çoğu canavarın aslında algılanmadığını, onların etrafındaki çoğu insan karakterinden daha samimi, candan olduklarını hissederdim. Benim peri masalım genelde canavar filmleriydi. Bu filmler bende belli duygulara yol açıyordu ve ben yetiştiğim yerle o filmleri ilişkilendiriyordum.” Tim Burton Eğer bir filmin başında “A TIM BURTON FILM” yazısını görüyorsanız kendinizi […]

Aşk Acısının Yürek Burkan Sesi; Monna Rosa Gizem Erdoğan

Aşk, bu zamana kadar çoğu şairin ilham kaynağı olmuştur. Bizler şiir okurken bazen hiçbir anlam aramadan okur geçeriz bazen ise dizelerde takılı kalır, kelimelerin arasında kayboluruz. Halbuki okuyup geçtiğimiz şiirlerin arkasında ne büyük aşklar, acılar, ayrılıklar gizlidir… Tek gül anlamına gelen “Monna Rosa” da acıklı ve gizemli bir aşk şiiridir. Bu şiirde bir Doğu çocuğunun, […]

Tek Tük Perdelik Hayat: Nilgün Marmara Gizem Erdoğan

İlk ve son duraktır intihar. Tren sizi ruhunuzdan alır, bedeninize taşır. Vagonlardaki kişi sayısı azdır çünkü herkes cesaret edemez o trene binmeye. Bilir ki, binerse ineceği tek bir istasyon vardır. O da intihardır. Nilgün Marmara da 13 Ekim 1987’de bu istasyonda duranlardan biriydi.

Özleyici Gözünden “Maraton” Miray Güçlü

Moda Sahnesinin afişinde Maraton oyunu önce kadronun güzelliği daha sonra bir dans tiyatrosu oluşuyla görenleri etkiliyor. İlke Kodal, Tolga İskit ve Yılmaz Sütçü gibi dev isimlerin icra ettiği bir oyun Maraton, İlke Kodal İstanbul Devlet Opera ve Balesinin başdansçılarından ve ayrıca Moda Sahnesi’nin ilk dans tiyatrosu Balerin isimli tek kişilik gösterisiyle büyük beğeni toplamış ve müthiş etki yaratmış bir isimdir.

Gözden Kaçırmayın

Zihni Uyandırmak: Morning Pages Nedir?
Başka Bir Su Yönetimi Mümkün