Balkon Bahçeciliği Üzerine Söyleşi

Yaşam | 130 Görüntülenme | 13 Dakika Okuma | 22 May 2021
Nüans Google Haberler Abone Ol

İçindekiler

Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi ve beraberinde getirdiği yasaklar ile birlikte evlerimizde bolca vakit geçirmeye başladık. Bu kısıtlı alan fakat bol zaman içerisinde çeşitli aktiviteleri deneyimleme ve hobi edinme şansımız oldu. Bunların da yanı sıra evimize giren her ürünün ambalajını bile yıkayacak kadar tedirginlik yaşadık ve tükettiğimiz gıdaların temiz olup olmadığını düşünmeyi sıkça kendimize hatırlattık.

İşte tam da buradan yola çıkarak sizleri, pandemi sürecinde daha da yaygınlaşan güzel ve sürdürülebilir bir hobi olan Balkon Bahçeciliği ile tanıştırmak isteriz.

plantsof.io hesabı ile tanıdığımız ve bu konuda oldukça deneyimli olan Suna Hanım’dan hem deneyimlerini bizimle paylaşmasını istedik hem de balkon bahçeciliğine başlamak isteyen kişilerin fikir sahibi olabilmesi adına kendisine sorularımızı yönelttik.

Balkon Bahçeciliği görseli
Merhabalar Suna Hanım, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhabalar Suna ben, 42 yaşındayım, endüstri mühendisliği mezunuyum ve şu an özel bir şirkette yönetici pozisyonunda çalışmaktayım. İstanbul’da bir apartman dairesinde yaşıyorum. Aynı zamanda iki çocuk annesiyim. Aile hayatım ve yoğun iş tempom genel hayatımı oluştursa da bunun bir de balkon bahçeciliği tarafı var ve orası benim için apayrı bir dünya.

Balkonumda yetiştirdiklerimi paylaştığım bir Instagram hesabım ve bu işle ilgilenen kişilerle deneyimlerimi paylaştığım tamamen ücretsiz açtığım gruplarım oluyor. Bunlara ek, bu işle ilgilenmeye ve keyif almaya başladıktan sonra sırf kendim için okuyacağım dedim ve “Tarım” bölümüne kaydolup, ikinci üniversiteme başladım. Kısacası Suna’nın hayatı bu şekilde diyebilirim.

Balkon bahçeciliğine ne zaman ve nasıl başladınız, balkonunuzda bir bahçe olmasını istemede sizi etkileyen faktörler ve motivasyon kaynağınız neydi? 

Öncelikle ben kitap okumayı çok severim ve farklı konularda çok da kitap okurum. Sosyal medyada Sinek Sekiz Yayınevi’ni takip ediyordum ve ekolojik konulu kitaplarından bir tanesini okuma fırsatım oldu. Herkes gibi kırsala; çiçeklerin, böceklerin içerisinde yaşamaya ben de imreniyordum. Kitabı okurken kapağında çevirmenin özgeçmişine baktığımda permakültür eğitimi aldığını gördüm. Bu kelimenin dikkatimi çekmesi üzerine birtakım araştırmalardan ve okumalarımın ardından Küba’da geçen ve oradaki permakültür çalışmaları ile ilgili bir belgesele rastladım (bu arada o belgeselden çok etkilendim sizlere de izlemenizi tavsiye ederim).

Küba’daki zor hayat şartlarından dolayı insanların çok küçük ve atıl kalmış toprak parçalarında dahi bir şeyler yetiştirmek zorunda kalmasıyla birlikte gelişen permakültür çalışmalarının tarihçesinden bahsediyordu. Ben de bunu deneyimlemek istedim ve yetiştirebilir miyim, yetiştiremez miyim, nerede yapabilirim, balkonda olur mu? gibi sorular aklımı kurcalamaya başlamıştı bile. Yaz sezonunun başında her yıl olduğu gibi zincir marketlere toprak, saksı, tohum, gübre vb. malzemeleri geldiğini gördüm. İki saksı, 3 fide aldım bunlar; domates, salatalık ve biberdi. Evimde senede 4 ya da 5 kez çıktığımız ufak ve rüzgarlı bir balkonumuz vardı. Kafamda soru işaretleri ve olur mu acaba merakıyla fideleri ekmeye başladım ve sezonda aldığım birkaç domates ve biberi yemenin keyfiyle balkon bahçeciliği hikayem başlamış oldu.

Bu yaz balkon bahçeciliğinde 4.sezonum olacak bu konuda asla uzmanım diyemem çünkü bir işte uzman oldum her şeyi biliyorum fikrinden çok uzağım ve deneyerek öğrenmenin her zaman daha iyi olduğunu düşünüyorum. Balkon bahçeciliği tecrübeye dayalı bir süreç, bolca sabır, ilgi ve emek gerekiyor.

Belgesele ulaşmak için tıklayınız.


Görüyoruz ki pandemi bizi doğayla ve doğal olanla biraz daha yakınlaştırdı. Bu dönemde ekolojik yaşam, evde bostancılık gibi konulardaki etkinlik ve eğitimlerin sayıca arttığını, insanların buna istekli olduğunu gözlemledik. Aslında bugün bizi, sizinle buluşturan en büyük motivasyon da öğrenme ve bunu aktarma isteğiydi. Dilerseniz şimdi işin biraz daha mutfağına girelim ve balkon bahçeciliğini sizden dinleyerek öğrenmeye başlayalım. 


Temel bir soruyla başlayalım. Her konumdaki balkonda (alan genişliği, yükseklik…) balkon bahçeciliği yapılabilir mi?

Evet, her balkonda olur diyebilirim ama bu da elbette deneyimle gelişir, balkonunuzu gözlemlemeniz gerekir, neresi güneş görüyor, neresi rüzgar alıyor gibi. Örneğin benim balkonum çok rüzgar alıyordu bu nedenle 2.sezonumda rüzgarı kesmek için cam ile kapatmıştım ya da çok güneş alıyor ise şemsiye yerleştirebilirsiniz. Domates, biber, patlıcan, salatalık güneş seven bitkilerdir ve güneş gören bir alana yerleştirilmelidirler fakat kıvırcık, dereotu gibi yeşilliklerse gölge severler. Güneşin kısıtlı olduğu bir balkonunuz varsa güneşin geleceği saatlere göre saksıları konumlandırabilirsiniz, verimi düşük olsa da ürün elde edilebilir.

Balkonumuzun güneş açısını ve yetiştireceğimiz bitkilerin konumunu nasıl ayarlarız?

Kendimden örnek vererek başlayayım. Örneğin benim balkonum çok az güneş alıyor, balkonumda domates ya da salatalık yetişmez düşüncesine kapılmıyorum ve fidelerimi güneş alan kısma konumlandırıyorum. Söylediğim gibi verim düşük olsa dahi ürün alabiliyorum zaten amacım haftalık sebze ihtiyacımı karşılasın değil, hobi olarak işin zevki için yetiştiriyorum. Bir de bitkilerinizi boylarına göre dizmeniz gerekir, uzun olanlar kısa olanlara gölge yapmamalılar. Bu işi tutkuyla yapan insanların gözü hep balkondadır, sadece sulamak için balkona girip çıkmak değil, gözlemlemek için de balkonda bulunmanızı oraya bir tabure koyup zaman geçirmenizi tavsiye ediyorum.

Başlangıç için sizce yetiştirilmesi en kolay olan bitkiler hangileridir?

Tüm bitkiler ilgi ister, bir kere ekince bir daha arkana bakma, aklına geldiğinde su ver gibi şeyler diyemem, mutlaka ilgi göstermeniz gerekir. Fide olarak yeşilliklerden başlanabilir, en kolay yeşilliklerdir. Bir de benim tavsiyem biberden yana olacaktır çünkü 2 kg’lık yoğurt kovasında yetiştirdiğim biber fidesinden aldığım biber verimi beni oldukça şaşırtmıştı. Biberler tohumdan geç fidelenir ama çıktıklarında bereketleri boldur.

Buzdolabımızdaki hangi meyve/sebzeleri (çekirdeğinden veya kendinden) çimlendirip büyütmemiz mümkün?

Patatesin çimlenmesi çok kolaydır mesela patatesler bir süre bekletilince dışında boğumlar oluşur, kötü bir görüntüsü olur hatta. O patatesin alınıp kalınca kesilmesi ve üzerini bir parmak toprak geçecek şekilde toprağa gömülmesi gerekir. Büyüdükçe patates bitkisini yetiştirmiş olursunuz, oluşan fideden patates elde eder misiniz onu bilemiyorum ama bir patates fideniz olacağı kesin. Soğan için de aynı işlemi uygulayabilirsiniz. Hibrit değilse örneğin domates sebzesinin çekirdeklerini de kaşıkla alıp toprağa gömebilirsiniz.

Saksı seçimi bu işte ne kadar önemlidir? 

Saksılar kullanılacağı amaca göre seçilmelidir çünkü her bitki aynı saksıda yetişmez. Bir de hangi saksı olursa olsun altı delik olmalıdır.

Yetiştireceğiniz bitkiye bağlı demiştik, örneğin domates, salatalık ve biber gibi sebzelerin kökleri daha derine inmek ister bu yüzden daha geniş alana ihtiyaç duyarlar ama yeşillikler yani maydanoz, dereotu, marul, nane gibi bitkiler daha az derin ve eni uzun saksılarda yetişebilir. Ben genel olarak, saksı ne kadar derinse o kadar iyi olduğunu düşünürüm çünkü derin saksıda daha çok toprak daha çok besin olur, kökte istediği gibi yayılabilir.

Balkon bahçeciliği saksıları
Toprak seçiminde önerileriniz ve dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

Burada kimsenin kafasını karıştırıp olayı komplike hale getirmek istemiyorum çünkü bir sürü gübre çeşidi var; solucan gübresi, kompost gübre gibi. Eminim faydası vardır fideye ama şart olduğunu düşünmüyorum, özellikle başlangıç için gereksiz görüyorum. Marketteki 3-5 liralık toprak yeterli olacaktır. İleride ben bu işi daha iyi bir kademeye getirmek istiyorum derseniz gübre araştırması ve kullanım talimatlarını inceleyebilirsiniz. Ama başlangıçta bu araştırmalara gidilirse zor ve meşakkatli bir iş gibi önyargılar oluşabilir. Kısacası yüksek bir zehirli atığa maruz kalmamış her çeşit toprak kullanılabilir.

Peki satın almadan evdeki malzemeler ve atıklar ile doğal gübre yapmak mümkün mü, bu konuda çalışmalarınız var mı?

Mümkün, ben bu yıl ilk kez kompost yapmaya başladım. Kompostun birçok çeşidi ve yapım yolu olduğunu biliyorum henüz bu işte yeniyim. Evden sebze ve meyve atıkları, çay atığı, yumurta ve kuruyemiş kabukları gibi atıklar çıktıkça ekleyerek çok basit bir şekilde yapıyorum. Ayrıca bu yolla bitkilere besin oluştururken atıkları da değerlendirmiş ve sürdürülebilir bir hayata katkı da sağlamış oluyoruz.

Sıcaklığın düşük olduğu bir bölgede yaşıyorsak bu bitki yetiştirmemize engel olur mu? 

Engel olma durumu ne yetiştirmek istediğinize bağlıdır. Sıcak iklim bitkileri yetiştiriyorsanız zor olur tabii ama dört mevsim yetişen bitkiler de var; maydanoz, marul gibi yeşillikleri yetiştirebilirsiniz. Kış sebze ve meyvelerini zaten yetiştirebilirsiniz ayrıca Türkiye’de dört mevsim yaşandığı için bu konuda şanslıyız diyebilirim.

Sosyal medya hesaplarınızda evdeki malzemeleri değerlendirerek saksı ve fidelendirme alanı olarak kullandığınızı görüyoruz bunlar gibi bize katabileceğiniz başka alternatifler nelerdir?

Bu işe başladığınız zaman her şey size saksı olarak görünmeye başlıyor, saksı da satın alabilirsiniz elbette ama şart değil. İhtiyacınıza uygun ebatta alternatifler elinizin altında olmayabilir almanız gerekebilir ama dediğim gibi yoğurt kapları, konserve kutuları, karton bardaklar, zeytinyağı tenekeleri, yumurta kapları, zeytin kutuları boyuta göre küçük fidelendirme işlerinizi görürler. Önemli olan alt kısmında drenaj deliği olması, sonrasında her şeyi yapabilirsiniz. Beş veya on litrelik pet şişelerin altını tornavidayı ocakta ısıtıp rahatlıkla delebilirsiniz.

Bu iş için günde ne kadar bir süre harcıyorsunuz ? Çalışan kişilerde bu işi başarabilir mi?

Çalışan kişiler de elbette başarabilirler, öncelikle kendimden pay biçersem; ben özel sektörde çalışıyorum, özel sektörün çalışma saatleri esnektir, günün on iki saati dışarıdayım. Fazla vaktin ayrılması gerekmiyor ama balkonum benim alanım, dinlenme süremde balkonuma zaman ayırıyorum, balkonumla ilgilenmek beni dinlendiriyor. Ekim-dikim sezonunda belki daha fazla vakit harcamanız gerekebilir, onun dışında sulamak çok bir vaktinizi almıyor, günde on beş dakika zaman ayırmanız yeterli olacaktır. Telefonumuzda geçirdiğimiz ekran sürelerini görünce bunun çok büyük bir zaman olmadığını düşünüyorum.

Bu iş sizce maliyetli mi?

Tüm malzemeler en güzelinden, en kalitelisinden olsun istiyorsanız masraflı olabilir. Benim marketten aldığım toprak 5 lira bile değildi, tohumlarımın paketlerinden birisi 5 lira diğeri 7 liraydı. Toprağın çeşidine göre 4 liraya da toprak bulabilirsiniz 80 liraya da. Yani ben diyorum ki hepsinde yetişir, belki birinde daha hızlı, daha verimli olacaktır ama muhakkak yetişir. Maliyet konusu tamamen size bağlı, siz tüm saksılarım aynı boyutta, aynı marka, aynı toprak olsun diyorsanız elbette maliyeti artacaktır ama bir yoğurt kabını da saksı olarak kullanabilirsiniz.

Balkondaki bitkilerimizi diğer canlılardan (kuş, sinek, böcek vb.) korumak için ne gibi önlemler alabiliriz?

Kuşlardan yana değil ama sineklerle yaşadığım bir deneyimi paylaşarak başlamak isterim. Geçtiğimiz sezon gübreli bir toprak almıştım ve o dönem oldukça fazla sinek problemi yaşadım. Arap sabunlu su kullanarak çözmüş buldum ve gördüm ki, sinek, örümcek, bit gibi canlılara bu şekilde müdahale edebiliriz. Ama çok ileri seviyeye geldiyse tabii ki bunlar için özel doğal karışımları var onlar kullanılabilir.

Bunun yanı sıra dediğim gibi ben balkonumda kuşlarla ilgili problemler hiç yaşamadım ama eminim yaşayanlar veya yaşayacaklar vardır bu nedenle birkaç önerimi söyleyebilirim; saksı alanlarına korkuluk konabilir, iplerle CD ve poşet gibi ürkütücü objeler bağlanarak kuşların kaçmasına yararı olabilir.

Sizin deneyim ve önerileriniz ışığında balkon bahçeciliği ile ilgili temel sorulara değindik. Son olarak bizlere biraz da bu işin keyfinden bahseder misiniz?

Bu işi hem tohumdan hem fideden itibaren yapabilirsiniz ama tohumu ekip fideye ulaşmasını izlemenin başka bir tutkusu ve zevki oluyor. Her aşaması o kadar mutluluk verici ki toprağa ektikten sonra ilk filiz vermesi, ilk gerçek yaprakların kendini göstermesi müthiş bir his sonra ilk çiçeği gördüğünüzde ayrı bir mutluluk doluyor, çiçekler sebze-meyveye dönüştüğünde her aşamanın ayrı bir tadını alıyorsunuz. Sonra yetiştirdiğiniz şey sofranıza geliyor ve ilaçlı mı, ilaçsız mı, organik mi, değil mi, sirkeli suya mı yatırsam, üç kere mi durulasam? derdine düşmeden sadece tozunun gitmesi için sudan geçirip huzurla yiyebiliyorsunuz. İşte bunun zevki anlatılmaz.

Ayrıca bir süre sonra bitkilerinizi sahipleniyorsunuz, ben üçüncü sezonumda konuşmaya başladım bitkilerimle, işten sonra orada geçirdiğim on beş yirmi dakika inanın çok iyi geliyor. İnanıyorum ki herkesin balkonunun bir köşesine koyacak iki üç saksılık yeri ve günde ayıracağı beş dakikası vardır, herkes bu hissi yaşayabilir yeter ki tutku olsun.


Unutmamakta fayda var ki, sıkışıp kaldığımız bu kentlerde balkon bahçeciliği ile sadece bir hobi edinmiş olmuyoruz, yerel üretimin ne kadar önemli olduğunu anlıyor aynı zamanda iklim değişikliğini azaltmaya da katkı sağlamış oluyoruz.

Suna Hanım’a çok teşekkür ediyoruz! Doğaya ve doğala olan özlemimizi biraz da olsa dindirebilmeyi ve temiz gıda tüketimi için güzel bir başlangıca ilham olmayı umuyoruz.


Bu yazı da ilginizi çekebilir: ‘Yeşil Ve Huzurlu Bir Alan Yaratmak: Mel’s World Kurucusu ile Söyleşi’ okumak için tıklayınız.

Gözden Kaçırmayın

Sen Mutluluğun Resmini Yapabilir Misin Abidin?
Grapon Kağıtları ile Döşenmiş İki Füsun’lu Hayatın Şairi: Didem Madak
Değişen Dünyada Fütürist Tasarımlar: James Law Cybertecture