Amaç 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları

Sürdürülebilir kalkınma amaçları, diğer bir deyişle küresel amaçlar nedir? Yoksulluğu ortadan kaldırarak, gezegenimizi koruyarak, tüm canlıların barış ve refah içerisinde yaşamasını sağlamak için evrensel bir çağrıdır. 17 amaçtan oluşmaktadır. Belki dikkatinizi çekmiştir, hedef değil amaç! Hedefin de ötesinde, hedef gibi uzun bir sürece yayılması beklenmeden, kısa bir süre içerisinde toparlanması, harekete geçirilmesi gereken eylemler topluluğudur. Bu 17 amaç hem katılımcı hem de kapsayıcı olduğunda iyileştirici bir etken oluşturmaktadır.

Başlıktan da anlayacağımız üzere bugün bu 17 amaç içerisinden 11. sırada yer alan Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları’na değineceğim.

Dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor ve istatistiklere göre 2050 yılına kadar bu sayının 6,5 milyar olması bekleniyor. Yani dünya nüfusunun üçte ikisi diyebiliriz! 

90’lı yıllarda megakentlerin sayısı 10 ve nüfusları ortalama 10 milyonken, yakın geçmişimiz olan 2014’te sayılarının 28, nüfuslarının 453 milyon olduğunu görüyoruz. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kentlerin hızla büyümesinin yanında, kırsaldan kente göçün artışı, megakentlerdeki bu sayının artışının önemli bir sebebi olmuştur. Bunun sonucu olarak yoksulluk boyutunun aşırılığı kentsel alanlarda yoğunlaşmış durumdadır. Aşırılıkların minimize edilebilmesi için sürdürülebilir şehirler ve yaşam alanları kapsamı kentsel alanların nasıl inşa edildiği, nasıl yönetildiği unsurları çerçevesinde oluşturulmuştur. Kentleri güvenli ve sürdürülebilir kılmak, güvenli ve erişilebilir konut sağlamak, aynı zamanda gecekonduların dönüşümü gibi konuları içermektedir.

11. amaç olan sürdürülebilir şehirler ve yaşam alanlarını gerçekleştirebilmek adına;

Yoksulları, kırılgan durumdaki insanları korumaya odaklanmalı,

Afetlerden kaynaklı ölümlerin ve olumsuz etkilenecek insan sayısının önüne geçilmesini sağlamalı,

Farklı ihtiyaçları bulunan şehirlerin ihtiyaçlarını makro bir gözle tanımlayarak, yapılacak olan planlama ve yatırımlarda o şehri daha çevre dostu, daha yaşanabilir hale getirebilmeliyiz.

Şehrin enerji ihtiyacını rüzgar enerjisi ve güneş enerjisiyle sağlarken, üretilen enerjinin de en verimli şekilde kullanılması için altyapı sistemlerinin yenilenmesini sağlamalıyız.

Ulaşım konusunda ise sürdürülebilir şehirler konseptinin uygulandığı şehirlerde raylı ve sinyalizasyon (demiryolu, havayolu ve limanlarda trafiği düzene sokan ışıklı sistemler) sistemlerinin oluşturulmasını sağlamalıyız.

Sürdürülebilir şehirler ve yaşam alanlarının gerçekleştirilmesiyle olumlu etkileri ekonomik ve ekolojik anlamda ele alırsak kısaca şunlardan bahsedebiliriz; 

•hammadde tamamıyla yerlidir ve dışa bağımlılık yaratmaz,

•bakım ve işletme maliyetleri düşüktür,

•istihdam yaratır,

•hammaddenin tükenmesi ve fiyatının süreçle artması gibi riskler yoktur.

•hammadde güvenilirdir, yenilenebilir ve temiz enerji kaynağıdır, çevre dostudur.

BM üye ülkelerinin sürdürülebilirlikle ilgili amaçlarını 2030 yılına kadar gerçekleştirme hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir şehirler ve yaşam alanları projeleri için kısaca örneklere değinelim; 

Hindistan’ın Güney Doğu kesimindeki Andra Pradeş (Andhra Pradesh)

eyaletinin başkenti Amaravati’de, Londra’da yer alan mimarlık firması Foster + Partners, iğne benzeri bir çatıya sahip hükümet binasının merkezini oluşturacak bir plan yapıyor. 

Norman Foster’a göre Krişna Nehri kıyısında yer alan Amaravati şehri 217 km²’lik alanı kaplayacak ve dünyanın sürdürülebilir şehri olarak enlerde yerini alacağı düşünülüyor. 

Tasarımı Hindistan’da son teknolojileri birleştirilerek geliştirilmekte. Bir devlet kompleksi kentin ortasından geçip 5,5 km uzunluğunda, 1 km genişliğinde, ağaçlarla çevrili bulvarın etrafını göller çevreleyecek. Bu çekirdek alanın %60’ından fazlası yeşillik, sulak alan, bisiklet yolları barındıracak. Yeşil ulaşım seçecekleri sağlayan elektrikli otomobiller için rotalar tasarlanacak, insanların yürümeye teşvik edilmesi için sokaklar ve meydanlar oluşturulacak. Binanın dışı tapınak şeklinde dizayn edilmesi ve sarmal çatısının doğal havalandırma kaynağı oluşturması planlanıyor.

Başka bir örnekte Dubai’de 2008’de inşasına başlanılan mimar David Fisher tarafından tasarlanan Dynamic Tower Hotel. Aslında bu bahsettiğimiz dönen bir bina. Her kat 180 dakikada bir tam dönüş yapmak üzere tasarlanmış. Her katta güneş panelleri, çatıdaki güneş panelleri arasında ise yatay konumlu rüzgar türbinleri bulunuyor. Bu sayede bina tamamen kendi enerjisini kendi üretmiş oluyor. Hareketli tasarımında güneş ışığını maksimum seviyede kullanabilmek amaçlanmış, e tabi manzara da içerisindekiler için sürekli değişim gösterecektir 😊

Tasarım hakkında kısa bir video ekliyorum izlemek isterseniz:

Umudumuz bu listenin dünyanın dört bir yanına ulaşabilmesini sağlamak ve artırmak olmalı. 2030 yılında hedeflerin başarılı olabilmesi için ne kadar erken eyleme geçersek o kadar yaşanabilir bir hayat süreceğiz. Bireyselliğimizin yanında sonraki nesillere olan sorumluluğumuzu göz ardı etmemeliyiz. Birlikte hareket edip yaşam alanımızı korumak ve sürdürülebilirlik sağlamak sağ cebimizden bir çıkarıp sol cebimize belki 5 koymak olacak. Peki ya biz bunca zaman geleceğimiz için ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız?